TÜRKİYE'DE MASONİK ÖRGÜTLENMENİN ADIM ADIM ÇÖKÜŞÜ

Masonluk, materyalist felsefe, Darwinizm gibi birtakım zararlı felsefeleri kendine rehber edinmiş bir örgüttür. Dahası bu zararlı felsefeleri topluma yaymaya çalışarak, Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada insanları milli ve manevi değerlerlerinden uzaklaştırmaya odaklanmıştır. Ancak son yıllarda yaşanan olaylar göstermektedir ki, Türkiye'de faal durumda olan mason teşkilatı, büyük bir darbe almış, kendi içinde yaşadığı çatışma ve hesaplaşmalar sonucunda parçalanma sürecine girmiştir.

Peki Türk Masonluğunu bu parçalanma sürecine getiren ve masonluğa girişleri dahi durduran faktörler nelerdir?

Bu gizli teşkilatın eski mensuplarını, örgüt içi yapılanmanın ve faaliyetlerin çarpıklıklarını ifşa etmeye yönelten ne olmuştur?

Mason teşkilatı son üç yüzyıldır dünyanın en güçlü ve etkili örgütlerinin başında gelmektedir. Millet kavramının var olmadığı ve milletlerin belirli bir plan çerçevesinde dağıtılacağı, enternasyonal bir dünya devleti kurma idealine ulaşma amacındaki masonlar, bugün dünyanın her ülkesinde aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedirler. Mason teşkilatı, -1935 yılında Atatürk tarafından kapatılmış olmalarına rağmen- Türkiye'de de günümüzde faal durumdadır. Ancak son yıllarda yaşanan bazı önemli gelişmelerin ardından Türkiye'de masonluğun gücü büyük oranda kırılmış, etkisi geçmişe oranla oldukça azalmıştır. Bu durumu bizzat bazı masonlar kendileri ifade etmektedirler. Masonlukta gizliliğin en önemli unsurlardan biri olmasına rağmen masonluğa ilişkin birçok önemli sırrın deşifre olması, teşkilatın kendi bünyesinde büyük çekişmeler ve ayrılıklar yaşamasına neden olmuştur. Yakın zamanda basına da yansıyan çok sayıda haber, teşkilatta önemli yolsuzlukların yapıldığını ortaya koymuş, bu haberler yaşanan çalkantıları daha da arttırmıştır. Bazı üyelerin ihraç edilmesiyle iyice gündeme yerleşen masonlar, olayların basına yansımasını belli bir oranda engellemişler ama içeride yaşanan anlaşmazlıkları çözmeyi başaramamışlardır. Tüm bu gelişmelerin neticesinde Türkiye'de masonluğa yeni girişler oldukça azalmış hatta neredeyse durma noktasına gelmiştir. Mevcut üyeler arasında ise büyük bir huzursuzluk olduğu ve çok sayıda ayrılmak isteyenin bulunduğu ifade edilmektedir.

Türk Masonluğunun böylesine çaresiz bir duruma gelmesinde rol oynayan bazı gelişmeler şunlar olmuştur:

İLK BÖLÜNME:

ürkiye masonları arasında ilk ihtilaf 1964 yılında ortaya çıkmıştı. 1966 yılına kadar süren tartışmaların sonucunda masonlar, "Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonları Büyük Locası" ile "Türkiye Büyük Mason Mahfili ve Süprem Konsey" adı altında iki ayrı çatıda biraraya geldiler.

Masonlar arasındaki bu bölünmenin kamuoyuna yansımayan bir başka yönü ise, 33. derecedeki masonların oluşturduğu Süprem Konseydeki yönetim kadrosunun kendi aralarındaki iç çekişmeydi. İddiaya göre 33. derecenin kadrosu dolmuş ve bir üst dereceye çıkma durumundaki yüksek dereceli masonların önü tıkanmıştı. Bu yüzden de iki yıl süren bir iç çekişme yaşanmış, sonuçta da masonlar ikiye bölünmüştü.

MASON LOCASI ÇEKİMLERİ:

1997 yılında bir televizyon kanalında yayınlanan haber Türkiye masonlarında şok etkisi yaratmıştı. İlk defa mason mabetlerinde gizli çekimler gerçekleştirilmiş ve bu görüntüler Kanal 7 Televizyonunda günlerce yayınlanmıştı. İki ayrı locada çekilmiş olan gizli kamera görüntüleri hem Türk halkını, hem de yüksek derecelere ulaşmamış masonları şok etti. Bu gizli kamera görüntülerinin birisinde, yalnızca 33. dereceden masonların katılabildiği "şeytana tapma ayini" icra edilmekteydi. Ayini yöneten büyük üstad, locanın ortasında kesilen bir keçinin kanını içiyor ve İbranice bazı dualar okuyarak şeytana tapma ayinini sonuçlandırıyordu. Diğer görüntülerde ise, masonluğa kabul edilen iki yeni kişinin göğsüne, masonik ritüellere göre kılıçlar dayanıyor, ölüm iması yapılıyordu. Ayrıca aynı locada kaydedilmiş diğer bir görüntüde, masonlar tarafından sürekli olarak inkar edilen masonik nikah töreni vardı. Masonlarla ilgili gizli kamera görüntülerinin yayınlanması ile birlikte masonluk, gündemin en üst sıralarına yükseldi. Toplum genelinde bu ürkütücü görüntüler büyük tepki meydana getirmişti. O güne kadar gizliliğinden aldığı güçle geniş bir faaliyet imkanı bulan Türk masonluğu, bu gizli yapısının deşifre olmasıyla birlikte büyük güç kaybına uğramış oldu.

AYRILANLARIN AÇIKLAMALARI:

Bu görüntülerin televizyonlarda gösterilmesinin ardından; masonluktan daha önceki yıllarda ayrılan, ancak kendilerine ayrıldıklarına dair hiçbir belge verilmeyen Mümin Kılıç ve Önder Aktaç, kameraların karşısına geçerek, masonluk hakkında birbirinden ilginç iddialar ortaya attılar. Ardından başka bir mason istifa ettiğini açıklayarak, yine aynı televizyon kanalından masonların gizli dünyaları konusunda farklı bazı açıklamalarda bulundu. Olayın ardından, Türkiye'de faaliyet gösteren mason localarının köklerinin dışarıda olduğu ve bu yapıları ile Dernekler Yasasını ihlal ettikleri, dolayısıyla kapatılmaları gerektiği söylenerek, savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Bu gelişmeler de masonluğun gücünün kırılmasında önemli bir rol oynadı.

MASONLUĞUN KARANLIK YÖNLERİNİ DEŞİFRE EDEN ESERLER:

Masonluk teşkilatının kapalı, içe dönük ve sır dolu yapısının deşifre olmasında Harun Yahya (Adnan Oktar)'ın Masonlukla ilgili olarak kaleme aldığı çok sayıda eserinin de büyük rolü bulunmaktadır. 80'li yıllarda yayınlanan "Yahudilik ve Masonluk" isimli eser, bu alandaki en önemli kaynak kitaplardan biri olmuş ve halkımızın masonluk konusunda bilinçlenmesine büyük katkıda bulunmuştur.

O güne kadar toplum içinde son derece gizli bir biçimde faaliyet gösteren masonluk örgütü, bu kitapta tüm karanlık yönleriyle gözler önüne seriliyordu. Kitapta, masonluğa kimlerin üye olduğu, üyelerin teşkilattaki konumları, devlet kademelerindeki, üst düzey mevkilerdeki masonların isimleri, masonik şirket ve kuruluşların listeleri, masonların ülke çapında ele geçirdikleri ekonomik ve siyasi güç kendi belge ve dokümanlarından örneklerle ortaya konuluyordu. Aynı zamanda, masonluğun gizli bir tür tarikat olduğu yine belgelerle açıklanıyordu. Masonluğun faaliyetlerinin, amaçlarının, organizasyon yapısının, hiyerarşisinin, sembollerinin ve ritüellerinin ifşa edildiği kitapta, masonluğun, Siyonizm, Muharref (tahrif edilmiş) Tevrat ve Kabala ile olan doğrudan bağlantısı da açıkça ortaya konmaktaydı.

Bu kitabın ardından Adnan Oktar'ın masonluğun karanlık yönlerini ortaya koyan birçok eseri daha yayınlandı. Özellikle 2002 yılında yayınlanan Global Masonluk isimli kitap, Türkiye'deki mason örgütlenmesinin yapısı, dünya masonluğu ile Türkiye masonluğu arasındaki ilişki ve bu ilişkiyle ilgili bazı önemli ifşaatların yer aldığı son derece önemli bir eserdir. Bu çalışmada ayrıca, masonların bazı medya kuruluşları ve siyaset çevreleri üzerindeki etkileri de ele alınmaktaydı. Dolayısıyla kitap, büyük bir etki uyandırmış ve mason örgütlerinde ciddi endişeye neden olmuştur.

YOLSUZLUKLAR, İHRAÇLAR:

Türkiye'de bulunan masonluk teşkilatının yaşadığı çöküş sürecini hızlandıran en önemli olaylardan biri de teşkilat içinde yaşanan yolsuzluk olayları ve bu olayların sonucunda yaşanan ihraçlar olmuştur.

Uzun zamandır örgüt içinde yaşanan ve bugüne kadar örtbas edilmeye çalışılan menfaat çatışmaları ve gruplaşmalar, Türk Masonluğunun bir çözülme yaşamasına sebep olmuştur. Teşkilat içi çekişmeler, hesaplaşmalar ve yolsuzluklar hakkında basına yansıyan haberler de, masonluk teşkilatının geldiği bu noktanın en açık delili olmuştur:

Masonlardan Büyük İhraç/SABAH

Masonların eski Büyük Üstadı ile çok üst düzey iki yöneticisi “yolsuzluk”tan ihraç ediliyor. Masonluk tarihinde ilk kez görülen iddiaları araştırmak üzere Ocak ayında bir komisyon kuruldu. Adını vermeyen bir mason, “İnanılmaz kötü tartışmalar oldu. Herkes birbirinin üzerine yürüdü. Böyle şey görmedim.” dedi… Bu arada Mason Locası'nın eski üstadı, genel sekreteri ve saymanının yolsuzluktan ötürü locadan ihraç edilmeleri kararı alındı. Böyle bir olayın masonluk tarihinde ilk kez meydana geldiği belirtildi. 1

Masonluk Battı/MİLLİYET

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın eski Büyük üstadı ve iki üst düzey yöneticinin ihracının ardından, locada sular bir türlü durulmuyor. Her geçen gün ihraçla ilgili yeni bir bilgi duyuyoruz. Yolsuzluk, keyfi harcamalar, Loca'nın imkanlarını kişisel isteklere alet etme...

İhraç edilen eski büyük üstad: “Son derece üzgünüm çünkü son yaşananlardan ötürü Mason Locası karışmış durumda. Masonluk battı, bitti artık. İnsanlar huzursuz, locadan ayrılmak istiyorlar. Herkes ayaklanmış durumda 'Bu ne rezalet' diye…” 2

Masonlar Mahkemede Hesaplaşacak/ZAMAN

… Türkiye masonları, ilk defa bağımsız yargı önünde birbirlerine hesap verecek.

Davanın, masonluk üzerindeki esrar perdesini ne kadar aralayacağı merak ediliyor. Eski genel sayman ile birlikte masonluktan ihraç edilerek 'harici alem'e gönderilen eski Genel Sekreter, "Sizler mahkemeyi çok daha yakın takip edip masonluk hakkında bilmediğiniz birçok şeyi öğreneceksiniz. Çok renkli bir dava olacağını düşünüyorum." demişti.

Öte yandan mason camiada ilk defa böylesi bir tartışma yaşanması, "Perde arkasında ne var?" sorusunu da beraberinde getirmişti. Yolsuzluk nedeniyle üst düzey 3 biraderin ihraç edilemeyeceğini düşünenler, "Bunun arkasında çok daha farklı bir kavga olmalı." görüşünü savunmuştu… Tartışmanın locaya büyük zarar verdiği belirtilirken, eski büyük üstad, "Masonluk battı, bitti artık." açıklamasını yapmıştı. 3

Mason Locası, Toplu İstifayla Sarsıldı/ZAMAN

Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nda geçtiğimiz yıl mart ayında eski bir büyük üstad ve iki yöneticinin ihraçlarıyla başlayan çalkalanma, tarihinde ilk kez toplu istifaların yaşanmasıyla devam ediyor.

Eski bir büyük üstad, beş yönetim kurulu üyesi ile üç yedek üye istifa etti. İzmir'deki istifalar locayı yönetim boşluğuna düşürürken masonlar mevcut yönetime sert suçlamalar yöneltiyor.

Mason Locası'nda fırtına dinmek bilmiyor… Seçimlere 2 ay kala İzmir vadi başkanlığının boş bırakıldığına dikkat çekilerek, "Türk masonluk tarihinde ilk defa rastlanacak bir şekilde Büyük Görevliler Kurulu üyeliğinden toplu istifa yaşanmaktadır…” deniliyor. 4

TÜRKİYE'DE MASONİK YAPILANMANIN TARİHİ

Masonluğun Türkiye'de ortaya çıkışı, 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Türkiye'de masonluk tarihi konusunda yapılan ciddi çalışmalarda genellikle 5 dönemden söz edilmektedir.

*Türk masonluğunun birinci dönemi, "1909 yılı öncesi" dönemdir. Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde bir takım locaların kurulduğu, ancak özellikle Sultan Abdulhamid'in sistemli çalışmaları dolayısıyla bunların bir türlü toparlanamadıkları dönemi kapsamaktadır. Mason locaları bu dönemde dışa bağımlıdır ve yönetim mekanizmaları da yabancı localar tarafından belirlenmektedir.

*Türk masonluğunun ikinci dönemi "1909-1935 yılları arası"nı kapsar. 31 Mart (13 Nisan 1909) ayaklanmasının ardından Abdulhamid'in tahttan indirilmesi ile başlayan bu dönemde masonlar siyasi iktidarı ele geçirmiştir. Yurt dışından yönetilen mason locaları, halktan gelen tepkiyi hafifletmek amacıyla göstermelik olarak ilk kez milli bir kimliğe bürünmüşlerdir. Bu dönemin başlarında masonların kontrolündeki İttihat Terakki Cemiyeti ön plana çıkmıştır.

* Üçüncü dönem "1935-1948 yılları arası" dönem olarak bilinir. 1935 yılında Atatürk'ün, kökü dışarıda ve zararlı kuruluşlar olduğunu söyleyerek locaları kapatması üzerine masonluk Türkiye'de "uyku" dönemine girmiştir. Ancak bu 13 senelik uyku döneminde masonlar faaliyetlerini Halkevlerinde sürdürmüşlerdir.

* Türkiye'de masonların örgütlenmeleri "1948-1966 yılları arası"nda yeniden canlanmıştır, ancak masonlar bu dördüncü dönemde Fransız ve İskoç ritleri paralelinde ikiye bölünmüşlerdir.

*Son dönem olarak da kabul edilen ve "1966 yılı ve sonrası"nı kapsayan dönemde masonlar, bölünüp iki farklı çatı altına girdikten sonra, faaliyetlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Günümüzde de hala bu durum geçerlidir.

TÜRKİYE'DE MASONİK YAPILANMANIN ŞEKLİ

* Türkiye'de masonların bağlı oldukları iki kuruluş vardır. Bunlar Türkiye Büyük Locası ve Türkiye Fikir ve Kültür Derneği yani Türkiye Yüksek Şurası'dır.

* Türkiye masonluğunda günümüzde etkin güç, Türkiye Büyük Locası ya da sadece Büyük Loca olarak bilenen Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'dir. Bu derneğin Türkiye çapında faaliyet gösteren 150 kadar locası vardır. Büyük Loca İstanbul Beyoğlu'nda Odakule'nin karşısında Nuru Ziya Sokağı'ndadır. Resmi kayıtlara göre 18.000 üyesi vardır.

* Diğer mason örgütü olan Türkiye Yüksek Şurası'nın merkezi Beyoğlu Arslanyatağı Sokağı'ndadır. İskoç Riti'ne göre faaliyet gösteren Türkiye Yüksek Şurası'nın İçişleri Bakanlığı'na verilen resmi kayıtlarına göre 2.500 üyesi vardır.

* Türkiye mason locaları Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Manisa ve Adana illerinde toplanmıştır. 1980'li yıllarda yapılan araştırma rakamlarına göre Türkiye Büyük Locası'na Bağlı 77 loca bulunmaktadır. Bu 77 locanın 41'i İstanbul'da, 21'i Ankara'da, 12'si İzmir'de ve 2'si Bursa'da ve 1 tanesi Adana'da bulunmaktadır.

* Türkiye'deki masonların faaliyetlerinin sadece çok küçük bir kısmı resmi makamların ve kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Masonlar resmi olarak bilinen bir kaç ünlü loca merkezine sahiptirler. (İstanbul Nuru Ziya Sokak ve Tepebaşı'ndaki localar.) Oysa ki Türkiye'deki masonik yapılanmanın beyni, gizli localardadır.

*Gizli localar, mason locası olduğu hiçbir şekilde bilinmeyen ve anlaşılamayan adreslerde yer alan özel ve gizli mabedlerdir. Bu gizli localar, ya büyük mason üstadlarının müstakil evlerinin yer seviyesinin altında kalan gizli mahzenlerinde veya fabrikalarının ve holding binalarının yine gizli olan bodrum katlarında yer almaktadır. Bu gizli salonların bazıları, ayna görüntülü duvarların veya gardrop kapağı gibi gözüken kapıların ardında gizlenmiştir.

* Son derece lüks ve ihtişamlı bir şekilde döşenen gizli localara giden masonlar, sanki sıradan bir iş toplantısına veya dost meclisine gider gibi hareket etmekte ve böylece şüphe çekmemektedirler. Toplantılara katılanlar arasında, Türkiye'nin en üst düzey masonları olduğu gibi, Tel-Aviv, Chicago veya Paris locası gibi yabancı merkezlerden gelen ve hem uluslararası masonik kararları yerli "biraderlerine" aktaran hem de onlarla görüş alışverişinde bulunan bazı yabancı masonlar da yer almaktadır. Söz konusu gizli locaların sis perdesini biraz olsun aralayan önemli bir gelişme ise, bu localarda yapılan bazı garip ayinlerin medyaya yansıması olmuştur.

MASONLUKTA SADAKAT YEMİNİ

Gizliliğin en önemli unsurlardan biri olduğu masonlukta her bir derece için farklı 'sır'lar verilmektedir. Bir üst dereceye yükselme törenlerinde bu sırlar, mason biraderlere öğretilmekte, her mason, sahip olduğu sırlara sadık kalmak için sadakat yemini etmektedir. Sırların önemi her bir derecede daha da yükseldiği için sadakatsizlik durumunda verilen cezalar da giderek artmaktadır.

MASONLUKTA GİZLİLİK PRENSİBİ

Masonluğun en temel prensibi kendini gizlemek, gerçek faaliyetlerini gizli tutmaktır. Bu, Tapınak Şövalyeleri'nden bu yana değişmeyen bir yöntemdir. Tapınakçılar; Hıristiyanlık'tan çıkıp sapkın bir inanca kapıldıklarını, Bafomet adlı bir puta taptıklarını, Hz. İsa'ya düşman olduklarını veya sapkın ilişkiler kurduklarını gizlemişler ve kendilerini son derece masum bir keşiş tarikatı gibi göstermişlerdi. Masonluk ise bu gizlilik geleneğini devralmış, kendisini hiçbir siyasi amacı olmayan bir ahlak okulu ve hayır kurumu gibi göstermiştir. Oysa sahip oldukları gizlilik prensibi, bunun inandırıcı bir tablo olmadığını göstermek için tek başına yeterlidir:

Masum bir "ahlak okulu", neden dünyanın en gizli örgütlenmesi için çalışmaya ihtiyaç duysun?

Masonik Kaynaklardaki Gizlenme Yöntemleri

* Türk masonlarının yayın organlarından birinde yer alan aşağıdaki ifade, "hayır kurumu" imajının bir kamuflaj olduğunu göstermektedir. Mimar Sinan dergisinde, mason Üner Birkan tarafından kaleme alınan bir makaledeki ifade şöyledir:

"Masonluk da, toplum hizmetlerine el atarak, kendini topluma hayırlı bir kuruluş olarak tanıtabilir." 5

* Masonların bu kamuflajı kullanırken gerçek amaç ve faaliyetlerini gizlemek için başvuracakları ketumiyet ve gizlilik yöntemleri ise yine masonik yayınlarda açıklanmaktadır. Örneğin masonların bir nevi "anayasası" olan Anderson Yasası, Davranış Maddesi, dördüncü fıkrası şöyledir:

“Mason olmayan yabancılar bulunduğunda, sözleriniz ve tutumunuzla öyle ketum ve ihtiyatlı olunuz ki, en ince zekalı yabancı bile duyulması uygun olmayan şeylerin farkına varmasın.” 6

* Şakül Gibi adlı mason dergisi de örgütün bu gizlilik emrini "biraderlerine" şöyle aktarmaktadır:

“Arılar karanlık olmazsa çalışamazlar... Sol elinizin yaptığını sağ eliniz bilmesin. Gizliliğin sayılmayacak çok etkileriyle ilgili olarak ve daha büyük şeylerle alakalı olarak sembollerin gizemli işlevleri vardır.” 7

*Mason Dergisi'nin 1993 yılının Mart ayında yayınlanan sayısında "mabette yapılan Ritüel çalışmalarının dışarıda konuşulmasının yasak olduğu" açıkça söylenmektedir. Yine masonların yayın organı olan Büyük Şark Dergisi'nin 11. sayısında "sembolleri ve localarda geçen olayları, tartışmaları açıklamak ahlak dışı bir harekettir; davaya ve yemine ihanettir" denmektedir.

* Mason örgütünün kendi üyelerine yaptırdığı "Ketumiyet Yemini" ise gizliliğin örgüt içerisinde ne denli önemli olduğunu açıkça ispatlamaktadır. "2. Derece Çırak Ritüeli"ndeki bu yemin şöyledir:

“Şimdi veya daha sonra öğretilecek Kadim Masonluk Misterleri ile bunlara ait gizli sanatları, yönleri ve noktaları, bu dereceye usulüne göre kabul edilmiş olanların dışında hiç kimseye, kim olursa olsun hiçbir surette açıklamayacağım, veya yalnız tam, kusursuz, muntazam bir locada iken ve onların da kendim gibi düzenli olduklarına tam bir kanaat getirdikten sonra usulüne göre açıklayacağım.

Yine söz veririm ve şerefim üzerine yemin ederim ki, bu sırları, hareketli veya hareketsiz hiçbir şeyin üzerine yazmayacak, basmayacak, kazımayacak, işaretlemeyecek, resmetmeyecek, kesmeyecek veya elimden gelip gücümün yettiğince de başkalarına yaptırmayacak, yapmalarına engel olacak, yapmalarına göz yummayacağım ki, bu hareketli ve hareketsiz şeyler üzerinde herhangi bir kelime, hece, harf, işaret veya şekil, yahut bunların en küçük izi bile, benim ihmal veya liyakatsizliğimden dolayı sırlarımız ile misterlerimizin usulsüz olarak başkasının okuyup anlamasına, öğrenmesine, ortaya çıkmasına sebep olmasın.” 8

Peki nedir masonların gizlemekte bu kadar hassas oldukları sırlar?

İtalya'daki P2 locası bu sorunun cevabını ortaya çıkarmıştır: Topluma bir hayır kurumu ve ahlak okulu gibi gözüken mason localarında, gerçekte siyasi ve ekonomik menfaatlere yönelik pek çok illegal faaliyet yürütülmektedir.

Ancak bu faaliyetlerin yürütüldüğü localar göz önünde değildir. Yani masonluğun geleneksel gizliliğine ilave olarak, bir de "bilinen localar" ve "gizli localar" şeklinde ikinci bir gizlilik prensibi vardır. P2, söz konusu gizli localardan biridir. Bu loca diğer mason locaları gibi yeri ve adresi belli bir binada değil, Licio Gelli'nin gözlerden uzak villasının gizli bir bölümünde yer almıştır. İtalya'nın pek çok ünlü siyasetçi, bürokrat, iş adamı ve medya patronunun P2 toplantılarına katılması, bu gizlilik sayesinde mümkün olmuştur. Aksi takdirde P2 locası faaliyetlerini yürütemez, kısa sürede deşifre olurdu.

Yolsuzluk Suçlamalarıyla Birbirine Giren Masonlar, Sandıkta Hesaplaşıyor

Geçen yıl eski 'Büyük Üstad' ve iki üst düzey yöneticinin yolsuzluk gerekçesiyle ihraç edilmesiyle başlayan tartışma, sandıkta hesaplaşmaya dönüştü. Karşılıklı yolsuzluk suçlamaları, Yahudi masonluğu-Türk masonluğu tartışması, gizem yanlıları ile halka açılma taraftarları arasındaki kavga, loca tarihinde ilk kez görülen toplu istifalara sebep oldu.

Localarda Şeffaflık Tartışması

İhraçların perde arkasındaki gerçek sebebin ne olduğuna dair ilk iddia milli-gayri milli çekişmesini içeriyor. Eski büyük üstad ihraçların hemen ardından “… Kapıya Türk bayrağı astığım için bile sorun yaşadım siz ne diyorsunuz?" demişti.

İhraç edilen eski üstada yakın bir ekip, "Başta Amerika olmak üzere birçok ülkede masonluk artık sivil toplum örgütü niteliğine büründü. Localar halka açık, isteyen girip gezebiliyor. Biz de Türk masonluğunu halka açmak istedik. Fakat eski geleneklerin ve gizemin devam etmesini isteyen birtakım karanlık kişiler, buna müsaade etmedi." iddialarında bulunuyor. 9

Masonların Basına Yansıyan Deşifre Olma Korkusu Masonlarda Youtube Korkusu

Yüzyıllardır gizlilik geleneğini bozmayan masonlar, son günlerde ilginç bir tartışma yaşıyor. Teknolojiden yararlanarak localar arasında canlı yayın sistemi kuran örgüt, “izlenme” endişesine kapıldı.

Adını gizli tutan bir loca başkanı, canlı yayın sayesinde hizmet içi eğitim anlamında konferans, seminer ve diğer eğitim çalışmalarının farklı illerdeki localara ulaştırılacağını aktarıyor. Fakat çalışmanın sadece bunlarla sınırlı kalmayacağını, 'mahrem' bazı özel çalışmaların da online olarak diğer vadilerdeki (illerdeki) biraderlere ulaştırılacağını bildiriyor. Bu tür çalışmaların dışarıya sızmasının çok tehlikeli olabileceğini ifade ederek, "Eğer dışarı sızarsa iyi olmaz. Böyle bir kaygının olduğu muhakkak. Gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi." vurgusunu yapıyor. 10

SONUÇ:

Yazı boyunca verilen örneklerden de anlaşıldığı üzere, Türkiye'de masonların büyük bir çöküntü içine girdikleri ve güçlerini yitirdikleri açık bir gerçektir. Masonluğa girişlerin durma noktasına gelmiş olması halkımızın bu zararlı örgüt hakkında yeterince bilinçlendiğini ortaya koymaktadır. Ancak gelinen bu noktanın yeterli görülmemesi gerekmektedir. Çünkü dış kaynaklı masonluk hala çok güçlüdür. Özellikle Fransa ve İngiltere'deki localarda alınan kararlar, hala Türkiye'nin ve dünyanın gerek siyaseti gerekse gündemi üzerinde etkili olmakta ve yürütülen karanlık örgütlenmenin faaliyetlerini yönlendirmektedir. Bu nedenle masonlara ve yüzyıllardır dünya üzerinde kirli ve karanlık idealleri uğruna çaba harcayan masonluk teşkilatına karşı sürdürülen fikri mücadele kararlı bir şekilde devam ettirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki Türkiye'deki yolsuzlukların, haksızlıkların, masum insanlara karşı yapılan baskıların ardında bugüne kadar masonların hep büyük rolü olmuştur. Masonlar, yurtdışındaki mason localarının talimatlarıyla ülkemizi kendi siyasi ve ekonomik menfaatlerine göre yönledirmeye çalışmış, bunun için her karanlık yöntemi uygulamışlardır. Dindarlara, özellikle de masonik felsefeye karşı çıkarak din ahlakını savunan kişilere karşı her türlü baskı, iftira, karalama yöntemini kullanmışlardır.

Bu nedenle Türkiye'yi seven, Türk Milleti'nin milli ve manevi değerlerine inanan, inanç sahibi her insanın masonların etkisine karşı tavır alması gerekmektedir. Bu din alehytarı menfaat odağına karşı, hem felsefi hem de adli bir mücadele yürütülmeli, bu odağın kışkırtmalarına karşı da çok uyanık olunmalıdır.

Ancak bu durum karşısında tüm masonlara cephe almak bir çözüm değildir. Bu kişiler, özellikle de henüz masonlukla yeni tanışmış olanlar, sapkın bir felsefeye kapıldıkları için yanlış yoldadırlar. Yapılması gereken, masonlara yanlış yolda olduklarını göstermek, onlara Yüce Allah'ın varlığı, birliği, din ahlakının gerçekleri ve güzellikleri konusunda doğruları anlatmaktır. Böylece umulur ki masonlar da gerçekleri görüp izledikleri yolun yanlışlığını kavrayabilirler.

İnanıyoruz ki bu fikri mücadele başarıya ulaşacak ve Türkiye, milli ve manevi değerlerine bağlı, çağdaş ve güçlü bir devlet olarak önümüzdeki 21. yüzyıla damgasını vuracaktır.

1 http://arsiv.sabah.com.tr/2006/03/14/gnd101.html
2 http://arsiv.sabah.com.tr/2006/03/25/gnd120.html
3 http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=295305&keyfield=6D61736F6E6C7568
4 http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=521880
5 Mimar Sinan, Üner Birkan, s: 63, no: 104, yıl: 1997
6 Akasya Dergisi, s.62
7 Şakül Gibi, 3/25, sf.20
8 Çırak, 2.Derece Ritüeli, Tanju Koray, sf.32-33
9 http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=546994
10 http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=455402