TARİH NEREYE DOĞRU AKIYOR

Önümüzdeki yüzyıl İslam ahlakı ve medeniyetinin yeryüzüne hakim olduğu yüzyıl olacaktır. Bugün birçom stratejist bu tarihi dönüşümün, Osmanlı İmparatorluğu'nun doğal mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından gerçekleşeceğine inanmaktadır.

ALTINÇAĞ

Peygamberimizden aktarılan pek çok hadiste, yeryüzünde İslam ahlakının hakim olacağı bir dönemin yaşanacağına işaret edilmektedir. İşte ahir zaman olarak bahsettiğimiz dönem Kuran ahlakının hakim olacağı bu dönemdir. "Altınçağ" ismiyle de bilinen bu dönem, hadislerden de anlaşılacağı üzere yarım yüzyıldan fazla sürecek "Asr-ı Saadet" benzeri bir devir olacaktır. Peygamberimizin bu devri tasvir ederken cennet benzeri özelliklerle anlatması sebebiyle bu devreye "Altınçağ" ismi verilmesine neden olmuştur.

Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet, güven ve adaletin temini, huzur ve saadet, her türlü teknolojik gelişmenin insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılması, ihtiyaç içinde olan kimsenin kalmaması, isteyene istediğinden sayılmadan, kat kat fazlasıyla verilmesi, bu devrin belli başlı özelliklerindendir. Hadis-i şeriflerde o dönemde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağının müjdesidir. Altınçağ'da, önceden aralarında husumet olan halklar arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, her türlü kavganın yerini barış, dostluk ve sevgi alacaktır.

Teknolojik gelişmeler ahir zamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda çok büyük gelişmeler yaşanacak, sürekli yeni buluşlar yapılacaktır. Her yeni buluş bir başkasına öncülük edecek, gelişme ler çok büyük bir hız kazanacaktır.

Sanatta çok büyük ilerlemeler kaydedilecek, müzikte, tiyatroda, resimde birbirinden güzel eserler ortaya çıkacak, Allah'a olan imanın insanlara verdiği geniş ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük edecektir. İnsanlar Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklardır ki; bir hadisin ifadesine göre "zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını" isteyeceklerdir. Peygamberimizin bir diğer sözünde ahir zamandaki ortam şu şekilde tarif edilir:

… Küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler... İyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır." 1


ALTINÇAĞ'DA GÖRÜLMEMİŞ BİR BOLLUK OLACAKTIR

Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde ihtiyacı olana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, en ufak bir sıkıntı, yokluk, açlık yaşanmayacaktır. Yeryüzündeki tüm zenginlikler ortaya çıkacak, geliştirilen yeni tarım teknolojileri sayesinde topraktan her zamankinden çok daha fazla ürün elde edilecektir. İman eden, Allah yolunda hizmet eden kişilerin bu uğurda yaptıkları her türlü güzelliğin karşılığı hem dünyada, hem de ahirette kat kat verilecektir. Hayatın her anında yaşanan bolluk ve bereket, İslam ahlakını yaşayan müminlere Allah'ın verdiği bir güzellik olacaktır. Her yaptıkları iş onlara büyük bir zenginlik olarak geri dönecektir. Allah, bir ayetinde Müslümanların mallarından Kendi rızası için infak ettiklerinde karşılık olarak bulacakları bereketi şu şekilde belirtir:

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir.

Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)

Bu dönemde ürünlerde ve mallarda o zamana kadar görülmemiş bir bolluk olacağı, bu ürünlerin sayılıp, ölçülmeden her isteyene dağıtılacağı pek çok hadis-i şerifte de bildirilmektedir:

Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. 2

Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimin sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır." 3

O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur. 4

…Gökyüzü yağmurundan hiçbir şeyi esirgemeyecek ve cömertçe bol yağdıracak. Yeryüzü ve bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir. 5

…Ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. 6

Resul-i Ekrem efendimiz şöyle buyurdu: "Ümmetimin sonunda öyle bir devlet reisi olacak ki avuç avuç mal ve para avuçlayacak ve bu malı adet olarak ihata edip saymayacaktır." 7

Mehdi insanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir. 8

…Yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır. 9

… Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini, altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak. 10


BOLLUK NASIL SAĞLANABİLİR?

İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir... Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek. 11

Bu rivayette ahir zamanda modern tarıma geçilmesi, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim artışına dikkat çekilmektedir.

Nitekim günümüzde teknoloji çok büyük bir hızla gelişmekte, ürünlerin hem kalitesinde hem de üretim miktarında çok fazla artırıma gidilebilmektedir. Özellikle de genetik biliminde yaşanan çok hızlı gelişme, teknolojinin her türünde olduğu gibi tarım teknolojisinde de büyük bir devrim yaşatmaktadır. Kuşkusuz gün geçtikçe bu verimlilik de giderek daha çok artacak ve Altınçağ'da en üst noktasına ulaşacaktır.

O, sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çıkardı. Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah'a eşler koşmayın.
(Bakara Suresi, 22)

 

ÜRÜNLERDE YAŞANACAK OLAN GELİŞMELER

Ahir zamanda teknoloji alanındaki her gelişme hiçbir ayrım gözetmeden tüm insanların yararına kullanılacaktır. Şu an sadece belirli zümreler ya da toplumlar teknolojinin sağladığı kolaylıklardan, güzelliklerden ve imkanlardan faydalanabilirken, Altınçağ'da tüm dünya halkları, ırk, yaş, cinsiyet, dil farkı gözetilmeden, eşit bir şekilde teknolojiden istifade edebileceklerdir. Zengin olan da fakir olan da bu nimetlerden aynı oranda faydalanabilecek, kimse ayrıcalıklı olmayacaktır. Hiçbir insan açlık, sefalet çekmeyecek, çok büyük bir bolluk ve bereket içinde yaşayacaktır. Bu bolluğun sağlanması için de eldeki tüm teknolojik imkanlar kullanılacak, sağlıklı, lezzetli, dayanıklı, ucuz ve çok bol ekin veren bir tarım sistemine geçilecektir. Bu konudaki teknolojik gelişmelerin neler olabileceği günümüzün bilimsel gelişmeleriyle de yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Özellikle de genetik alanında yapılan çalışmalar Altınçağ'da yaşanacak olan bolluk ve bereketin birer habercisidir.

Genetik bilimi bitkisel ve hayvansal besin üretim alanlarında çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bitkilerin genetik şifrelerinde, yani DNA'larında, hastalığa sebep olan özelliklerin iyileştirilmesi, kalitenin ve dayanıklılığın artırılması yavaş yavaş mümkün olabilmektedir. Sağlıklı bir ürünün iyi ve kaliteli hammaddelerden elde edilebileceği düşünülürse, bu yöntemlerle soğuğa, sıcağa ve fazla tuza dayanıklı bitkilerin üretilmesi sağlanıp, tarım alanında çok köklü bir yenilik olacaktır. Bu şekilde herhangi bir üründeki protein ya da vitamin oranlarının artırılması, DNA parçaları aktarılarak sağlanabilecektir. Aynı yöntem kullanılarak hastalıklara, zorlu iklim şartlarına ve zararlı haşarelere dayanıklı bitkiler elde etmek üzere çalışmalar devam etmekte ve çok hızlı sonuçlar alınmaktadır. Tohumlar üzerinde yapılan bu genetik çalışmalarla her türlü zararlı etki azaltılmaya çalışılmakta, önceden sadece belli mevsimlerde yetişen bitkilerin dört mevsimde de yetiştirilebilmesine çalışılmaktadır. Tüm bu çalışmaların sonuçlanması tarım alanında çok büyük bir bolluğun ve bereketin habercisi olacaktır. Ahir zamanda İslam ahlakını hakim kılacak olan samimi Müslümanlar, ürünlerde yaşanan bu bolluğu insanlar arasında adaletle dağıtacaklar, her isteyene istediğinden saymadan misliyle vereceklerdir. Allah bu üstün ahlakı gösteren tüm kullarını her dönemde çok büyük bir bolluk içinde yaşatmıştır, onları dünyada ve ahirette çok büyük nimetlerle müjdelemiştir. Bu müjde Nahl Suresi'nde bildirilmektedir:

Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Genetik bilimi gibi diğer bilimsel çalışmalar da meyve, sebze gibi her türlü yiyeceğin bozulup, çürümeden daha uzun süre dayanır hale getirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Ahir zamanda yaşanacak olan bolluğun bir işareti de ürünlerin uzun süre bozulmadan dayanabilmesi, saklanabilmesi, içlerindeki her türlü zararlı maddelerden arındırılması olacaktır. Bu konuda, teknoloji alanında çok büyük gelişmeler yaşanmakta, yeni yöntemler ortaya çıkmaktadır. Işınlama, yüksek ısı, yüksek basınç ve genetik çalışmalar bu ürünlerin bozulmalarına yol açan bakterilerin etkisiz hale getirilmesini ve böylece aylarca bozulmadan saklanabilmesini sağlayabilmektedir. Örneğin yiyeceklerin gamma ya da elektron ışınlanmasıyla, bozulmasına ve çürümesine yol açan bir takım mikropların, bakterilerin, böcek yumurta ve kurtlarının azaltılması ya da tamamen yok edilmesi mümkün olmaktadır. Işın dozajına göre elde edilen sonuç da değişmektedir. Dayanıklılığın sağlanmasının yanında besin zehirlenmelerinin de önüne geçmek bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu işleme tabi tutulmuş yiyecekler doğal yapısındaki tadını, tazeliğini, lezzetini ve rengini aslına çok yakın bir şekilde koruyabilmekte, doğal sıvılarını da kaybetmemektedir. Işınlanan bir çilek aylarca bozulmadan buzdolabında saklanabilmekte, bir patates filizlenmeden aylarca dayanabilmektedir. Bu yolla, israfın engellenmesi, eldeki tüm zenginliğin en iyi şekilde kullanılması mümkün olabilecek, çürümelerin, bozulmaların önüne geçilebilecektir.

Henüz denenme aşamasında olan ve çok kısıtlı alanlarda uygulamaya geçen tüm bu teknolojik gelişmeler, ahir zamanda yaşanacak olan bolluk ve bereketin sağlanmasında kuşkusuz çok etkili olacaklardır. Bu sayede eldeki imkanlar en iyi şekilde kullanılacak, israf ve iş gücü en aza indirilecek, insanlar çok dayanıklı, kaliteli ve çok bol üretim yapabilecekler. Altınçağ'da tüm bu teknoloji yeryüzündeki insanların faydasına kullanılacak, nimetler insanlar arasında adaletli bir şekilde paylaştırılacaktır. Ülkeler, ırklar, topluluklar arasında hiçbir ayrım gözetilmeyecektir. Birbirinden kilometrelerce uzakta yaşayan ya da kültürel açıdan aralarında hiçbir benzerlik bulunmayan halklarda da aynı eşit dağılım ve adaletli yönetim hakim olacaktır. Yeryüzündeki bu cennete benzer ortamı sağlayacak olan da, Kuran ahlakının gerçek anlamda yaşanacak olmasıdır. Allah'tan korkup sakınan, her yaptığı işte   Allah'a yönelip dönen samimi Müslümanların adil yönetimi, dünya üzerinde çok büyük bir güven, huzur ve bereket oluşturacaktır.


ÇÖLLERİN YEŞERTİLMESİ

Ahir zamanda ürünlerde yaşanacak olan bolluğa işaret eden bir başka teknolojik gelişme de çöllerin yeşertilmesidir. Dünyada kara parçalarının yüzde kırk üçünü çöllerin oluşturduğu düşünülürse, bu konunun tarım teknolojisi için ne kadar büyük bir önem taşıdığı daha kolay anlaşılır. Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla, en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir. Eğer bu yüksek teknoloji tüm çöllere uygulanırsa, kıtlığın eşiğinde olan pek çok ülke çok verimli ekim alanlarına kavuşacaktır. Tabi bunun için çok büyük bir teknoloji gerekmektedir.

Çöllerin yeşertilmesine bir işaret de, Peygamberimizin "...yer namına ne varsa hepsi ekilecek" şeklindeki hadisidir. (Kıyamet Alametleri, s.255) Dünyadaki kara parçalarının %43'ünü çöllerin oluşturduğu düşünülürse, çöllerin yeşertilmesinin kıtlık çeken ülkeler için ne kadar büyük önem taşıdığı daha iyi anlaşılır.

Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama konusunun çözülmesi gerekir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı yönlendirilmekte ve suyun israf edilmesi engellenmektedir. Altınçağ'da tüm bu teknolojiler insanların hizmetine verilecektir

Çöllerin yeşertilmesi konusunda başka bir araştırma konusu ise topraksız tarımdır. Altınçağ'da hiç toprak olmadan yapılacak olan tarım, özellikle de iklim koşullarının elverişsiz olduğu düşük gelirli bölgeler için çok büyük bir önem teşkil edecektir. Üstelik bunun için bölgedeki su koşulları da önemli değildir. Şu an dünyanın çok kısıtlı bölgelerinde uygulamaya geçirilen "Hydroponics" ismini taşıyan bu teknoloji ile çok verimsiz çöl ortamlarında dahi sebze üretimi yapılabilecek, kuraklık ve sefalet yaşayan bölgeler bolluk ve bereketle dolacaktır. Su içinde meyve ve sebze üretimi yapılmasının pek çok avantajları arasında bitkinin ihtiyaç duyduğu mineralin istendiğinde üretici tarafından eklenebilmesi, suda ve toprakta bulunan mikropların olmaması sayılabilir.

Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama konusunun çözülmesi ve ekim yapılabilir toprakların sağlanması gerekir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine yönlendirilmekte, tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir. Her türlü suyun arıtılarak kullanıma geçirilmesi de çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bunun için sel ve deniz sularının çok hızlı bir şekilde kullanıma geçirilmesi de tarım teknolojisinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve ülke ekonomilerine çok büyük bir destek sağlanacaktır. Peygamber Efendimiz hadislerinde suyun çok verimli şekilde kullanılmasına da işaret etmiştir:

…ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. 12


Teknolojinin tarım alanında yapacağı katkılardan biri de uyduların yardımı olacaktır. Uydular aracılığıyla anı anına izlenebilen tarımsal alanlarda, her türlü sarar karşı çok önceden önlem alma imkanı doğacaktır. Hem iklim şartları, hem yeraltındaki mineral ve su kaynakları, hem de zararlı bitki ve haşereler uydu aracığıyla çok yakından izlenecek, mahsule zarar vermeden önce gereken tedbirlen alınacaktır. 

Günümüzde uydu teknolojleriyle tarım alanlarının kontrolü Amerika'nın bazı eyaletlerinde uygulamaya geçmiş ve çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Genetik çalışmalar sonucunda vitamin oranı yüksek, uzun gelişmiş ürünler elde edilecektir.

 


HAYAT PAHALILIĞI VE DARLIK YILLARI BİTER

Daha önce de söylediğimiz gibi "Altın Çağ" olarak da adlandırılan bu devirde çok büyük bir zenginlik ve refah yaşanacaktır. İhtiyaç içinde olana istediğinden kat kat fazlası verilecek, hiçbir şey sayılıp ölçülmeyecektir. Bundan önceki devrin özelliği ise, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve darlık yılları olmasıdır. Bu dönemde fakirler daha da fakirleşirken, zenginlerin malı mülkü katlanarak artmaktadır. Hadislerde de ahir zamanın bu özelliği vurgulanır:

Fakirler çoğalacak. 13

Allah dinden uzaklaşan insanlara açlık ve sefalet gibi belaları bir uyarı olarak isabet ettirmektedir. Oysa büyük sıkıntı ve zorluk içinde yaşayan bu insanlar eğer, iman etmiş olsalar, sıkıntılar ardından bir kolaylık bulacaklardır. Gerçekten de      Allah iman eden ve kendi yolunda çalışan, şevkle hizmet eden Müslümanlara çok büyük bir zenginlik, refah ve mutluluk yaşatırken, inkar edenlere de bu inkarlarından dolayı çok büyük bir sıkıntı yaşatmaktadır. Allah insanların nankörlük ettikleri dönemlerde, onlara lütuf olarak verdiği nimetleri ellerinden almakta, onları açlık ve korkuyla imtihan etmektedir. Bu İlahi adalet, bir ayette şöyle haber verilir:

İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır. (Rum Suresi, 41)

Kuran'da nankörlükleri sonucunda Allah'tan kuraklık ve ürün kıtlığına uğratılan Firavun ve çevresi örnek olarak verilir. Firavun çok büyük bir zenginlik ve mülk içindeyken Allah tarafından bir hatırlatma olarak ürün kıtlığıyla denenmiştir:

Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. (Araf Suresi, 130)

Kuran'da aktarılan diğer pek çok kıssada inkarcı kavimlerin bu özellikleri üzerinde durulur:

Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi, 112)

Allah inkarcılara yaşattığı geçim sıkıntısının gerçek sebebini bir ayette şöyle bildirmektedir:

Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır... (Taha Suresi, 124)

Uyarıcıların sözlerine kulak vermeyen ve inkarda direten topluluklar her zaman için çok büyük bir sıkıntıyla karşılık görmüşlerdir. Oysa hadislerde bildirildiği ve Kuran ayetlerinde haber verildiği gibi Müslümanlar imanlarının karşılığı olarak büyük nimetlerle ödüllendirilirler. Ayrıca Peygamber Efendimiz de özellikle ümmetinin son döneminde, yani ahir zamanda Müslümanların büyük bir bolluk içinde yaşayacaklarını haber vermiştir:

… Öyle bir zaman gelecek ki o zamanda kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla (taraf taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak hiçbir (fakir) kimse bulamayacak. 14

…O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak…. 15

… Muhakkak ki o zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da, onu hiçbir kimse (tenezzül e dip) kabul etmeyecektir. 16

1- Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17
2- Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508/ İbni Mace-Tabaranai'nin Kebiri
3- Sahih-i Müslim, 11/351
4- Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16
5- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 437
6- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
7- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 433
8- El-Kavlu Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24
9- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 45)
10- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s.464
11- Kıyamet Alametleri, s. 164/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24
12- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23
13- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.457
14- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.462
15- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26
16 Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.464